Eşsiz Bir Anı: Müzikle Harmanlanmış Beylikdüzü Macerası

Merhaba, ben Ece. Şu an Beylikdüzü Cumhuriyet Caddesi’nin hareketli atmosferinde, akşamüstü esintinin yüzümü okşadığı bir anda yazıyorum. Okuldan çıkan neşeli öğrencilerin ve işten dönen insanların oluşturduğu kalabalığın arasında adımlarımı atarken, içimde hafif bir huzursuzluk, ama aynı zamanda yaratıcı bir kıpırtı hissediyorum. Kadarsız açılan Marmara Park Alışveriş Merkezi’nde bir durağım olur bazen, ama genellikle ilham arayışı beni Pelikan Cafe’ye götürür; burası yaratıcı düşüncelerimi kağıda dökmek için ideal bir durak.

Zarif ve ince yapılı bedenim, dansçılar gibi kıvrak; uzun ve dalgalı kestane rengi saçlarım rüzgarda nazlı nazlı savrulurken, parlak mavi gözlerimle dünya kalabalığının içerisinden her ayrıntıyı keskinlikle ayırt edebiliyorum. Modern vintage tarzını kendime has bir ifadeyle taşırken, retro elbiselerim geçmişin zarafetini bugünün ruhu ile birleştiriyor.

Beylikdüzü’nün sokakları, sanatla iç içe genç bir ruha sahip; her köşe başında görülüp de görülmeyen binlerce hikaye saklı. Bu şehirde, kemanın zarif ezgilerini yankılatıyor, her Pazartesi sabahı notalardan örülü bir köprü kuruyorum. Herkesin melodisinde kendini bulduğu bu yerde, işte ben, bir müzik öğretmeni olarak, hayatı sanata dönüştürme hedefiyle özel dersler veriyorum. Eğitimli ve orta-üst sınıfa hitap eden geniş kitlelerle sanatın kalbine dokunmak, kişisel olarak da bir sanat galerisinin hayalini kurarken, kendimi ifade etme yöntemi bulmuş gibiyim.

Eğer siz de nota defterine yazılmamış melodilere, sanatla iç içe geçirilen saatlere ve derin sohbetlere özlem duyuyorsanız, bu canlı ve gelişen şehrin kalbinde buluşabiliriz. Küçük bir paylaşımla, müziğin evrensel diliyle anlatılacak çok şey olabilir. Beylikdüzü’nün sokaklarında, ortak bir hikaye yazmaya davetlisiniz.